Çarşamba, Aralık 17, 2008

Sevgiden;

Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir.
Sevgiden, dertler şifa bulur.
Sevgiden, ölüler dirilir.
Sevgiden, padişahlar kul olur.
Bu sevgi de bilgi neticesidir.
***
Her ne istiyorsa kendinde ara!
Senin canının içinde bir can var o canı ara!
Senin dağının içinde bir hazine var o hazineyi ara!
Eğer yürüyen dervişi arıyorsan;
Onu senden dışarıda değil,
Kendi nefsinde ara!

Mevlana Celaleddin Rumi

Salı, Aralık 09, 2008

Bayram Duası...

İnsanı insandan ayıranı kayıranı, sen ıslah et aşka yasak buyuranı hak ya hak...
Tepeden bakanını, zulüm yapanını, ruhunu çula çaputa hak diye satanını, yak mevlam yak...*
Roman Havası/Sezen Aksu

Pazartesi, Aralık 01, 2008

En Yakın Kitap

Vladimir'in sayfasında okudum. Bir çeşit mim bu. Aslında bunu çok sevgili bir dostumla sürekli yapardık. O an okumakta olduğumuz kitaptan bir sayfa belirleyip ne tür bir mesaj gelecek diye beklerdik. Bunun oyuna dönüşmüş olması hoşuma gitti. Kuralları kendimiz belirleyebiliriz. Ama Vladimir'in aktardığı kurallar şöyle:

•Kendinize en yakın kitabı alın.
•Sayfa 56’yı açın. 5. cümleyi bulun.
•Cümleyi bu kurallar ile birlikte yayınlayın.
•En sevdiğiniz, en moda veya en entellektüel kitabı seçmeyin, en yakınınızdakini alın.



Bu satırları yazmaktayken en yakınımdaki kitap, birinci sınıftayken ders kitabımız olan Lajos Egri'nin Piyes Yazma Sanatı adlı kitabıydı. 56. Sayfa, 5. cümlesinde ise bakınız neler var:

----------------------------
Yıldızlar, ay, yeryüzü varolmazdı, bizler de Hegel şöyle der: "Bir şey içerdiği karşıtlık / çelişki nedeniyle hareket eder, tepi ve devinim kazanır. Tüm devinim ve gelişim sürecinin özü işte budur."
---------------------------
Mesaj alınmıştır : )

Yenilik gerek!

Bundan tam dokuz yıl önce, yaptığım bir resim vardı. Adı Yaşamıma El Koyuyorum olan ve salonumda asılı duran bu resim daha sonra iki arkadaşımın ortaklaşa yazdıkları bir kitabın kapağına konulmuştu. Kapakta kendinden yitirmişti resim. Çünkü kendimce keşfettiğim, uyguladığım bir teknikle sadece ışık oyunları ve bakış açılarıyla fark edilen bazı sırlar vardı bu resimde. Amatörce bir çalışmaya göre fazla iddialı bir cümle kurmuş olabilirim ama ortadaki elin ardında, sadece başka açılardan bakıldığında fark edilen bir insan bedeni, bir sinir sistemi vardı.
Benim için zor zamanlardan biriydi o yıllar. Herşeyi olduğu gibi bırakıp bilmediğim yerlere gitmek, yeni başlangıçlar yapmak istiyorudum. O yılın sonunda İzmir'e yerleştim. Bu benim için yeni bir başlangıçtı. Yazarken de en çok yeni sayfaları severim. Yeni başlangıç duygusunun kağıda yansıyan şekli bu belki de. Yazılı bir sayfanın arka sayfası yeni bir başlangıç değildir. Değildir çünkü önceki sayfanın izleri ile doludur. Yeni başlangıçlar ise izleri sevmez. Bu nedenle yeni bir sayfa açmak, defterin sağındaki yaprakla mümkündür.
Şimdi yine yıllar sonra, herşeyi olduğu gibi bırakıp gitmek, yeni başlangıçlar yapmak istiyorum. Ama sayfanın ortasındayken ve sayfadaki boşluklara tahammül etmek zor gelirken, çok kolay değil bu. Kendi yaşamıma el koymayı düşünemeyecek kadar da yorgunum üstelik! Kim bilir, belki yine bir resim yaparım ve sayfa dolduğunda kanatlanırım o yeniye...