Çarşamba, Şubat 10, 2010

Ütopik bir istek...

Tamam biliyorum, yine agresif bir yazar oldum bu son zamanlarda... Ama n'apayım, haber maber izlemek yaramıyor bana. Böyle sinirlerim tepemde dans ediyor, tansiyonum ben burdayım, "baş kaldırıyorum lan!" falan diyor... Ben de soluğu bu sayfada alıyorum. Gerçi tutuyorum kendimi, söylediklerim ve yazdıklarımdan çok daha fazlası var içimde ama olsun aza kanaat etmeyi öğrendim galiba.
Bugünkü isyanımsa kedilerle ilgili... Anasını satayım, ülkede bir kadın üç kediyi boğazlayıp kanını içiyor ve hooop serbest bırakılıyor. İşte bu gerçekten çıldırtıcı birşey. Dahası bunu akademik çevrelerde tartışmak bile abes kabul ediliyor: "İnsanların kanı emiliyor, kedilerin kanı içilmiş çok mu?" Haklılık payları yok değil elbette. İnsanların kanı emiliyor. Hatta iliklerine kadar geldi sıra ama bu insanların kendi sorunu. Emdirmesinler onlar da kendi kanlarını. Karşı çıksınlar, oy moy vermesinler, çalışsınlar, ses çıkarsınlar.
Ama söz konusu olan hayvanlarsa... Ağızları var dilleri yok. Üstelik kimseye bir zararları bile yok. Kendi haklarını savunmak yerine dünyayı güzelleştirmeyle meşguller. Ve birgün birileri çıkıp onların kanını emebiliyor! Hergün oluyor bu belki de. Sokaklarda hayvanlara işkence eden kişiler, hayvan kıyımı yapan belediyler... "Hayvan" sözcüğünü bir hakaret olarak kullanmaya alışkın insan oğlu, hakaretlerin en büyüğünü hak ediyor aslında.
Ama ben burada ne söylesem boş... Nükleeri hala ve bile isteye savunan, çevre katliamını yasalarla destekleyen yönetimler iş başında oldukça hayvan öldürmenin suç olmasını istemek tam bir ütopya!

Cumartesi, Ocak 30, 2010

"Ne kadar çok iyi kitapla tanışırsan,
birlikte olmaktan zevk aldığın kişilerin sayısı
o kadar azalacaktır!"
Ludwig Andreas Feuerbach